Beyin mi Bağırsak mi

brainGutMısırlılar, mumyalama işlemlerinde mide, bağırsak, karaciğer gibi birçok organı korumaya alırlardı. Fakat beyin bunların arasında değildi. Mumyalama öncesinde beyni önce ezerler sonra burundan akıtıp dışarı atarlardı. Acaba bir bildikleri mi vardı Mısırlıların??

Bu yazıda nelerden bahsediliyor:

  • İkinci Beyin: Bağırsaklar
  • Mikrobiyom ve Hastalıklar
  • Yenidoğan Mikrobiyom çalışması ve Antibiyotik kullanımı
  • Probiyotikler

Vücudumuzda beyin kadar ağır, kim olduğumuzu belirlemede önemli olabilecek, şimdiye kadar fazla kaale alınmayan, hatta beyine de benzeyen, beyin kadar canlı başka bir organımız var: bağırsaklarımız. İlginç bir şekilde beyinde bulunan hormonların çoğu bağırsaklarda da mevcut, beyindeki nörotransmitter kadar bağırsakta da var.  Ayrıca bağırsaklarımızda ayrı da bir dünya var: mikroplar. Mikrobiyomumuz içimizde bir kalkan gibi bizi korur, yardımcı olur. Örneğin bazı yiyeceklerin sindirimi ile biz başa çıkamayız, mikroplarımız o işleri bizim için halleder, kolestrolün düşük seviyelerde kalmasını sağlar. Kısacası onlar bize biz de onlara muhtacız esasen ve son zamanlarda daha da fazla önemli hale geldi öyle ki ikinci beyin olarak nitelendiriliyor bağırsak mikrobiyomu.

Tıpkı fizikteki Netwon öğretisinden Einstein öğretisine geçişteki kırılım gibi, insan vücudunun algılanması ile ilgili yeni bir kırılım yaşanıyor.

Güzel yaz akşamlarında sivrisineklerin bazı insanları rahatsızlık verdiğini biliriz. Bunun nedeni cildimizdeki mikroplardan kaynaklıdır. Hayvanlar için kanıtlanmış olan ve mikroplarla ilişkili olduğu düşünülen ilginç bir şey de çiftleşme partnerinin seçimi imiş. Bende Rob Knight’ın yalancısıyım. İnsanlar için kanıtlanmamış henüz fakat şu elektrik var mı yok mu meselesi vücudumuzdaki mikroplarla ilişkili çıkarsa hiç şaşırmam.. Esra Erol’un programında bir deney yapılabilir belki :p

Şuanda mikroplar, bağırsak hastalıkları, kalp hastalıkları, kolon kanseri ve hatta obezite gibi hastalıklar ile bile ilişkilendirilmiştir. Kişilerin bağırsaklarındaki mikrop topluluğu incelenerek kişinin obez olup olmadığı %90 doğru tahmin edilebiliyor. Bu kişilerin DNA’sındaki benzerliğe bakılarak yalnız %60 doğru tahmin sağlanabiliyor.

Belki de vücudumuzdaki mikroplar, bazı sağlık durumlarında genomdaki her genden daha fazla önemli.

Obez bir kişiden ve normal bir kişiden alınan mikroplar normal farelere enjekte edilmiş, obez kişiden alınan mikropların enjekte edildiği fareler diğerlerinden daha şişman oldukları gözlenmiş. İlerde, obezite için kilo alma olayından koruyacak mikrobik toplulukları kullanarak bir aşı tasarlanabileceği düşünülüyor. Yine bir çalışmada ishal olan kişilere sağlıklı bireyden alınan mikroplar aktarıldığında hızlıca iyileşme gösteriyorlar.

Mikroplar hastalıkların tedavisinde kullanılabilecek yeni bir keşif.

Bilim dünyasının hedefleri arasında sağlıklı olma durumunun mikrobiyom haritası çıkarılması, bu haritada nerede bulunduğumuz ve nereden nereye nasıl gidilmesi gerektiğini de gösterebilecek bir “Mikrobiyom GPS” aracı oluşturabilmek.

Rob Knight ve ekibi oldukça ilginç bir çalışmaya imza atmışlar. Bir bebeğin mikrobik gelişimini incelemişler 2,5 yıl boyunca her hafta bebeğin dışkısından aldıkları örneklerle. Örneklerin, ilk zamanlarda vajinal ve cilt mikropları içerdiği, 2,5 yıl sonunda yetişkin birey dışkısı ile benzer mikrobik ortam oluşumu gözlemlemişler. Yalnız bebek antibiyotik aldığında mikrobik topluluklarda ani değişimler gözlenmiş.

Bir bebeğin ilk 6 ayında verilen antibiyotiğin, onun yaşamındaki sağlığı üzerinde derin etkiler bırakabilir.

Aşırı antibiyotik kullanımı mikrobiyom topluluklarının birçoğunu kırıp geçiriyor. Tek tük çok arada antibiyotik kullananlar için mikrobiyom çabuk toparlanabiliyor fakat hasta ve zayıf insanlar için öyle olmuyor. Antibiyotiğin yan etkisi olarak, ölümlere neden olan Clostriduim difficile adlı bir bakteri tarafından enfekte olabilirler.

Bu yıkıma çözüm olarak probiyotikler önerilebilir. Probiyotik, faydalı bakterilerdir ve yoğurt kefir de bol bulunur.

Kefir kendini iyi hissetme anlamına gelir ve Orta Asya ve Kafkaslarda yüzyıllardır tüketilen bir süt ürünüdür.

Ayrıca probiyotiklerin depresyon ve anksiyetede faydalı olduğu ortaya çıktı. Beyin ile bağırsak arasındaki etkileşimi yeniden tanımlama adına önemli . Mikropların memeli hayvanların davranışlarına bile etki edebileceği ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlanmış.

 

Mikroplarınızla barışık kalın efendim..

Referanslar
http://www.haberturk.com/saglik/haber/687543-midenizde-ikinci-bir-beyin-var
http://www.gapskitap.com/bagirsak-beyin-iliskisi-1.html
http://www.hurriyet.com.tr/antibiyotiklerin-bebekler-uzerindeki-etkileri-24735914

Beyin – Bağırsak Bağlantısı

 

328 total views, no views today