Mikroplarla İş-Birliği

“Haşin sevmek” diye bir şey vardır. Aslında bazen bir yaşam biçimi olduğunu düşünürüm.. Niyeyse daha samimi gelir bana diğer türlerden.. “ay canımm ciğerimli” konuşmalar daral getirir ruhuma belli bir müddetten sonra. Mesela “mikrop yaa” diyerek severim bazen, sıpa ve eşşek diye türevleri de mevcuttur. Garip biliyorum. Ama benim gibiler var diye düşünüyorum. Yalnız değilim biliyorum. Fazla “iyi” ortama alışkın olmamaktan mıdır nedir bilemiyorum malumunuz ortadoğu ülkesiyiz ya ondan yada ne bileyim bi çocukluğuma inip gelmem lazım sanırım bunun cevabı için. Neyse o yol uzun, buradan mikroplara yatay geçiş yapalım.

Bu yazıda nelerden bahsediliyor?

  • Mikrop ve Mikrobiyom nedir
  • Mikrobu ilk kim gördü
  • Biyoinformatikçiler ile ilişkisi
  • Mikrobiyom araştırılma trendi

mikMikrop deyince aklıma ilk gelen şey “ölsün mikroplar” reklamı. Hep öcü olarak gösterilen yeşil yaratıklar.. Halbuki onlar bizim hayat arkadaşlarımızmış ya. Birlikte yaşadığımız o kadar çok mikrop varmış ki ve onlarsız yaşayamacağımız da bir başka gerçek.. İnsan vücudunda var olan toplam hücrelerin 10 katı kadar mikropların var olduğunu biliyor muydunuz? 10 trilyon hücremiz var ise vücudumuzda, 100 trilyon kadar da mikrop hücresi var. Vücudumuzda 20.000 insan geni mevcut iken 2-20 milyon mikrop geni mevcut.

minicanZargan.com’da microbe kelimesi için İngilizce-Türkçe çevirisinde “minican” diye de bir kelimeye yer vermişler. Ne de sevimli değil mi  Dolayısıyla ölmesin mikroplar özellikle faydalı olanlar, yaşasın minicanlar!

llk bakteri 1675 de Hollandalı tuhafiyeci olan Antoni Van Leeuwenhoek tarafından görülmüş. 19 yy’ın sonlarında, doğal toprak ve sudan elde ederek mikropları, bakterileri geliştirecek laboratuvar teknikleri geliştilmiş. Şimdi de onları sadece gözlemek yerine onlarla çalışılabiliyor. 1950’lerde oksijenli ortamda üremeyen bakterileri çoğaltmak için bir teknik geliştirildi. 1980’lerde bakterileri artık üretmeye de gerek kalmadan genlerinden tanıyacak teknikler geliştirildi. Bir mikroplar dünyasıyla ilgili gen koleksiyonumuz oldu fakat %50 si şuan için bilinmiyor.

İşte vücudumuzun içini ve dışını kaplamış olan, dokunduğumuz her noktada var olan, havada, suda, toprakta, hatta uzayda imkansız koşullar artında bile yaşamlarını sürdürebilen mucizevi yaratıklar topluluğuna “mikrobiyom/mikrobiyota” diyoruz.

Mikrobiyomdan elde edilen genom bilgileri biyoinformatikçiler için muhteşem bir veri kaynağı oldu. Bilim adamları insan bağırsak mikrobiyomu içinde bazı bakterileri seçerek etkisiz hale veya etkili hale getirip bazı hastalıklar üzerindeki etkilerini değerlendirmeye başladılar. Bilişimcilerin mikrobiyologlar ile ortak çalışması sonucu, bir bilgisayar modeli oluşturulması, zaman içinde bir mikrobik topluluğun nasıl değişeceğinin tahmin edilmesi tıp alanında büyük farklılıklar yaratacağı düşünülüyor. Örneğin: bir diş fırçası düşünün ki sizin dişinizin çürüyeceğinin bilgisini önceden anlayabiliyor, yada derinizden bir parça analiz edilerek ilerde deri iltihabı olup olmayacağınız tahmin edilebiliyor.

Şöyle düşünmek lazım: İnsan, bitkiler, nehirler hepsi kendi başına bir ekosistemdir fakat aynı hayat kurallarına tabiiler. Kendimizi onlardan ayırarak bu benzerlikleri kaçırıyoruz. Mikropların yaşam sınırları yok ve dolayısıyla mikrobiyom çalışmaları tüm kıtaları ilgilendiriyor. Bu bakış açısı insan hastalıklarını da tüm fiziksel çevresiyle birlikte bir bütün olarak değerlendiriyor ki bana en mantıklı gelen bakış açısıdır. Sonuç olarak, ozon, çamaşır suyu gibi maddelerden hiç de hoşlanmayan birisi olarak, mikrobiyom konusunu oldukça benimsedim ve mikroplarla iş-birliği yaptım. Tıp bilişimi alanında olmaktan oldukça mutlu ve gururluyum, böyle evrensel bir konuda çalışacağım için mutluluğum bir kat daha arttı. Umarım hayırlı olur vatana millete.. (yine bir yeni doktora öğrencisi “euraka sendromu” cümleciği kaale almayınız 🙂 )

Şimdi kısa bir araştırma yaptım mikrobiyom ile ilgili. Google Trends’de tüm dünyada “microbiome” sözcüğü için arama trend grafiği aşağıdaki gibi: 2009’larda kıpırdanma başlamış, 2013’lerden itibaren artış hızla devam etmekte. Bölgesel olarak ABD, Avustralya, Kanada, UK, Hindistan ve Almanya ilk sıralarda. İlginç bir şey var ki bölgesel ilgiye şehir bazında baktığımda gördüm ki “Bethesda” şehri açık ara önde. Bu şehir ABD’de Maryland’da, sağlık ve tıp ile ilgili merkezlerin bulunduğu, zengin ve eğitim seviyesinin oldukça yüksek olduğu bir şehirmiş.

Tüm dünyada microbiome kelimesi için arama trendi
Tüm dünyada “microbiome” kelimesi için arama trendi

 

Sadece Türkiye için grafik aşağıdaki gibi ve 2012’den sonra bir kıpırdanma var. Lokasyon olarak  veri yok yeterli arama hacmi bulunmadığı için.

trend1
Türkiyede mikrobiyom kelimesi için arama trendi

 

Dünyada çok yeni, Türkiye’de ise henüz keşfedilmemiş bir alan mikrobiyom.

Mikroplarınızla barışık kalın efendim..

 

Referanslar

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bakteri
https://tr.wikipedia.org/wiki/Antonie_van_Leeuwenhoek
https://www.google.com.tr/trends/

 

468 total views, 1 views today

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir